Dergi Günlüğü: 29.04.2014

Dün bir saat dergisi gördüm ve çok kıskandım.

Kapak ve içindekiler sayfasına bile ilan alabilmişlerdi!

İlanları sevin canım okurlar, çünkü ilanlar bir dergiyi ayakta tutan en önemli kalemdir. Matbaanın ve grafikerin parasını ilanla ödeyebiliyorsunuz. Gerçi ilanların bedeli aylar sonra ödeniyormuş onu da öğrendim. Satış geliri ise orasından burasından kırpılınca (yarısı satış yapılan yere veriliyor ve kalan kısmı da aylar sonra ancak ödeyebiliyorlar) geriye bir şey kalmıyor maalesef. Satış geliri ancak muhasebe ve kargonun bir kısmına ancak yetiyor.

Yine saat dergisine bakmaya devam ediyorum. Dergiyi almama neden olan tek bir yazı vardı, o da Türkiye’deki bir koleksiyondan söz ediyordu fakat yine de kalbe dokunan bir yazı değildi. Toplam 200 sayfalık bir dergi ve içeriği yurtdışından geliyor. İki yazı hariç baştan sona klişe ve teknik bilgilerle dolu. Bu saat dergisi baştan sona çeviri olduğu halde aldığı desteğe çok özeniyorum.

Tabii bütün mesele, benim bu ilan işinden hiç anlamıyor olmam. 😦

Hatta bir şirket yöneticisi bana “Darılma ama sen bu işleri becerecek birine benzemiyorsun, profesyonel birini bulsan daha iyi olur.” demişti. “Öyle birini bulsam bütün bu işleri ona yıkarım” dedim hemen.

Derginin üçüncü sayısında nefis konular var. Keşke ilan ile uğraşmasam da yeni konuları gönül rahatlığıyla okuyabilsem.

 

Mehmet İlanzede

Reklamlar
Dergi Günlüğü: 29.04.2014

Dergi günlüğü: 22.04.2014

Günlerimiz öyle yoğun geçiyor ki günlük yazmaya bile vakit kalmıyor. Bu nedenle günlüğümüzü biraz ihmal ettik kusura bakılmasın. Bugün hiç beklemediğim bir anda telefonlar geldi, fotoğraf çekimi için uygun olup olmadığımız soruldu. İşten kaçıp metrobüse atladım ve meşhur fotoğrafçı Kürşat Bayhan ile buluştuk. Balmumcu’da elimizde dergilerle bir merdivene oturduk ve Kürşat’ın bana biraz gülümsersem daha iyi bir fotoğraf olacağını söylemesiyle dalgınlığımdan sıyrıldım. “Sakın beni boyunsuz çekme” dedim birden Kürşat’a. (Radikal’den Serkan ortak arkadaşımızdı, yayın yönetmenimi beklerken biraz sohbet etmiştim o yüzden böyle samimiydim.) O da gülümsedi, ben de dediğini yapıp asık yüzümü biraz sulandırmaya çalıştım. Gazeteden durmadan Kürşat’ı arayıp fotoğrafları göndermesini istiyorlardı. Bu nedenle uzun uzun konuşmaya vakit bulamadık. Yoksa “fotoğraf ve zaman” üzerine derin bir sohbet başlayacaktı. Kürşat çık iyi bir fotoğrafçı, yanında “Away from home” adında enfes bir şekilde basılmış fotoğraf kitabı vardı. Biraz inceleyip çok beğendik. O da dergimizi çok beğendi.

Bir aksilik olmaz ise sevgili Mürekkepbalığı’mızı anlattığımız söyleşi yarın Zaman gazetesinde yayımlanacak.

M.

Dergi günlüğü: 22.04.2014

DERGİ GÜNLÜĞÜ-GEÇEN.HAFTA.2014

İnsan dergiciliği, her şeyi olduğu gibi, zamanla öğreniyor. Bu kez daha sistemli gidiyoruz gibi. Yine geç kalmayacağımızı umuyorum:),

Çarşamba günü Mehmet Ulusel’le tanıştık. Bizim mürekkepbalığı Mehmet, Ulusel’in Radikal‘deki yazılarına bayılır, her birini kesip saklarmış zamanında. Dergimizden de söz ettik ona, ama dergiyi veremedik, iyi bir tasarımcıya dergi vermek haliyle çok da kolay olmuyor:) Ondan tasarımla ilgili pek çok şey öğrendik iki saatte. Derginin tasarımını bir nevi biz yaptığımız için söyledikleri kulağımıza küpe oldu.

Gelecek sayıda kurşunkalemlerden de bahsetmeye başlayacağız. Cumartesi akşamı kurşunkalem konusunu yazan yazarımızla buluşup kalemlerini dinledik ve kalemlerin fotoğraflarını çektik. En küçük kurşunkalem koleksiyoneriyle de (8 yaşında) tanıştık:)

Kendi dolmakalemini yapan birisiyle söyleşi yaptı Nihat. Pazartesi de Mehmet ve Nihat ada yolcusu. Bir defter koleksiyoncusuyla görüşecekler. Ben de bu arada kaligrafi bölümünü düzenleyeceğim.

Vedat Bey, gelecek sayıda “mürekkep kokusu”nu yazacak. Bu sayıda yine çok iyi bir giriş yazmış konuya. Koku-yazı ilişkisine daha çok eğilmek istiyoruz.

Başka bir dostum da is mürekkeplerini araştırıyor. Süleymaniye Camii’deki bir beyefendide hazineler saklıymış. Bu sayıya yetişir mi bilmiyorum. Biliyorsunuz, bürokratik işlemler söz konusuysa insan zamanını kestiremiyor.

Bugün Jaguar Kitap Behlül de Seneca kitabını bitirmem için paylamak ve birkaç imla meselesini konuşmak için aradı ve tele-konferansımızda dayanamayıp dergiye birkaç konu önerdi. Konu sıkıntısı çeker miyiz diye soranlar oluyor, bu gidişle çekmeyeceğiz:)

Güzel haberlerin en güzelini sona sakladım. Ulysses‘in çevirmeni Armağan Ekici’den bugün bir “aruz” yazısı geldi. Ben de yanına yakışır bir konu buldum(k), bakalım altından kalkabilecek miyim. Sevgiler ve hürmetler.

Ö.

DERGİ GÜNLÜĞÜ-GEÇEN.HAFTA.2014