Mürekkepbalığı ekibi Plumon’da

PLUMON-ZIYARET_2Dün akşam saat 18.30 sularında, uzun zamandır gitmek isteyip de bir türlü uğrayamadığımız Plumon‘a gittik. Nefis bir yer. Kalemler, mürekkepler, defterler… Çok güzel karşılandık, Selin Hanım ile tanışmayı umuyorduk, olmadı, kendisi yokmuş.

Bir dahaki gelişimizde Selin Hanım’la görüşmek üzere Mürekkepbalığı‘mızı Plumon’un nazik kollarına bıraktık.

Yazı yazmaya düşkünü bir insanın bu güzel yerde kendini kaybetmemesi olanaksız. Bir şey almak şart değil, bu güzel mekânı görmek ve tebrik etmek için muhakkak gidilmeli bence. (Aklımdan çıkmıyor şimdi, tekrar, tekrar gitmek istiyorum.)

Mehmet

Reklamlar
Mürekkepbalığı ekibi Plumon’da

Hastanede Mürekkepbalığı’nı düşünmek

21 Ekim Salı günü akşamı Mürekkepbalığı’mızın yayın yönetmeni Özge Dinç fenalaştı ve hastaneye kaldırıldı.

Serumlar, kan tahlilleri, tomografi filan derken kendisi geceyarısı Acil Servis’in korku filmi gibi görünen mekânından hastanenin altıncı katında daha sessiz bir odaya nakledildi.

Bu haldeyken bile halen fırsat bulduğunda bana dergimizle ilgili fikirlerini söylüyor.

Mürekkepbalığı çok tuhaf durumlarda hazırlanan bir dergi.

M.

Hastanede Mürekkepbalığı’nı düşünmek

Bugün Dergi İçin Ne Yaptık?-27.08.2014

e-dergi-sozlesme

Sevgili balığımızın sevgili sayfası,

Biz yeni sayının yazılarını istemeye, yazılar hakkında düşünmeye başladık bile. Bugün de dergiye yurtdışından ve derginin satılmadığı illerden ulaşmak isteyenler için e-dergi sözleşmesi imzaladık. Eylülde dergimizi IOS ve Android uygulamalarında da okuyabileceksiniz.

Blogumuzu boşladığımızla ilgili şikâyetler geliyor. Demek ki okunuyormuş günlüğümüz diye şaşkınlıkla karışık seviniyoruz biz de.

O kadar eksiğimiz var ki… Blog, eksiklerimizin en ufağı olsa gerek:)

Yeni abonelerimize dergi göndermeye, dergi kaldı mı diye kitabevlerinin sabırlı çalışanlarını rahatsız etmeye devam ediyoruz:) Bu konuda biraz tembeliz aslında; derginin hazırlanmasına ayırdığımız zamanın birazını dağıtıma, birazını tahsilata ayırsak iyi olabilirdi. Ama kitabevlerinden onlar göndermediği sürece tahsilat bile yapmamışız, onu fark ettik:) Zaten borcumuz yoksa başka derdimiz de yok.

Dün bir beyefendi aradı, Türkiye’de çok az kimsede bulunan nadide kaligrafi kitaplarıyla dolu bir kütüphanesi varmış. Bizi de kütüphanesine davet etti.

Gidersek muhakkak haberdar ederiz.

Dergide bulunmasını istediklerinizi bize yazar mısınız? Siz yazdıkça çoğalıyoruz.

Sevgiler,

 

Ö.

 

 

Bugün Dergi İçin Ne Yaptık?-27.08.2014

Dergi Günlüğü: 04.06.2014

Resim

Memleketin hali ve yaşanan felaketler bizi çok etkiliyor. Soma faciası mesela ruhen çöküntü yaratacak olaylardan sadece bir tanesi. Herkesin kötülük karşısındaki duruşu farklı kimi sesli bir tepkiyi tercih ederken kimi de bizim gibi suskun kalabiliyor.

Suskunluktan sıyrıldık şimdi. Yeniden koşturmaya başladık. Ağır aksak da olsa işler ilerliyor. Bugün Nihat Ateş ile defterler ve insanlar, geçmiş ve bugün arasındaki bağı konuşurken konu Yusuf ile Züleyha’ya kadar vardı. Yazarlarımızı seviyorum.

Üçüncü sayıda enfes konular var.

Dergi Günlüğü: 04.06.2014

Dergi Günlüğü: 07.05.2014

sinasi-acar

Bugün Şinasi Acar ile telefonda konuştum. Kaç senedir tanıyordum Şinasi Acar‘ı, Şule Gürbüz tanıştırmıştı, Yapı dergisindeki yazılarının hastasıydım, fakat basiretim bağlanmış herhalde, dergi hazırlıkları sırasında onu tamamen unutmuşum. Bugün kendimi affettirmek için aramıştım.

Mürekkepbalığı’nı anlattım. Yazı konularını duydukça çok hoşuna gitti. Zaten Şinasi Bey, Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi’nde yazı kültürü dersleri veriyor. Muazzam bir araştırmacıdır, hat sanatından köprülere, saatlerden mimarlıkta kullanılan satrançlı yazıya kadar ilgi alanı çok geniştir.

Memlekette onun gibi yüz kişi olsa, kültür ve sanat tarihimiz mükemmel bir kütüphaneye kavuşur. Devlet başkanı olsam ona madalyalarla onurlandırırdım. Öyle şahane bir adamdır. (Bakınız sadece şurada kayıtlara geçmiş 45 makalesi var, sol üstte göreceğiniz “basit tarama”yı tıklayın açılan forma Şinasi Acar yazın ve görün analar ne evlatlar doğuruyormuş. Kitapları ise ayrı bir dünyadır.)

Telefonda ayrıca onu hatırlatan 1729 öncesi Türkiye’de basılan kitaplarla ilgili bir kaynakçayı haber verdim. (Kaynakçayı hazırlayan araştırmacı Bülent Ağaoğlu sağ olsun.)

Günün en güzel gelişmesi şudur: Mürekkepbalığı için yazı sözü aldım Şinasi Acar’dan.

Konuyu belirlemedik daha lâkin enfes bir yazı olacak dördüncü sayımızda, biliyorum.

Mehmet Şinasiperver

Dergi Günlüğü: 07.05.2014

Dergi Günlüğü: 29.04.2014

Dün bir saat dergisi gördüm ve çok kıskandım.

Kapak ve içindekiler sayfasına bile ilan alabilmişlerdi!

İlanları sevin canım okurlar, çünkü ilanlar bir dergiyi ayakta tutan en önemli kalemdir. Matbaanın ve grafikerin parasını ilanla ödeyebiliyorsunuz. Gerçi ilanların bedeli aylar sonra ödeniyormuş onu da öğrendim. Satış geliri ise orasından burasından kırpılınca (yarısı satış yapılan yere veriliyor ve kalan kısmı da aylar sonra ancak ödeyebiliyorlar) geriye bir şey kalmıyor maalesef. Satış geliri ancak muhasebe ve kargonun bir kısmına ancak yetiyor.

Yine saat dergisine bakmaya devam ediyorum. Dergiyi almama neden olan tek bir yazı vardı, o da Türkiye’deki bir koleksiyondan söz ediyordu fakat yine de kalbe dokunan bir yazı değildi. Toplam 200 sayfalık bir dergi ve içeriği yurtdışından geliyor. İki yazı hariç baştan sona klişe ve teknik bilgilerle dolu. Bu saat dergisi baştan sona çeviri olduğu halde aldığı desteğe çok özeniyorum.

Tabii bütün mesele, benim bu ilan işinden hiç anlamıyor olmam. 😦

Hatta bir şirket yöneticisi bana “Darılma ama sen bu işleri becerecek birine benzemiyorsun, profesyonel birini bulsan daha iyi olur.” demişti. “Öyle birini bulsam bütün bu işleri ona yıkarım” dedim hemen.

Derginin üçüncü sayısında nefis konular var. Keşke ilan ile uğraşmasam da yeni konuları gönül rahatlığıyla okuyabilsem.

 

Mehmet İlanzede

Dergi Günlüğü: 29.04.2014