Fuara Katılıyoruz!

kalem

Yayınevlerinde çalışırken kitap fuarlarına çok katıldım. Standlarda durdum, fuar zamanları heyecanlandım.

Bir sürü okurla tanıştım.

Ama Mürekkepbalığı’yla, gözümüzün nuru dergimizle bir kitap fuarına ilk kez katılıyoruz.

Ve bunun heyecanı gerçekten de bambaşkaymış.

CNR Kitap Fuarı, 27 Şubat-8 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek. Biz de 6-J32 numaralı standda olacağız.

Çıkmış dört sayımız, fuar için hazırladığımız kurşunkalem, bez çanta ve posterlerimizle sizleri bekleyeceğiz.

Bizi yalnız bırakmayın, olur mu?

Ö.

Fuara Katılıyoruz!

Mürekkepbalığı ekibi Plumon’da

PLUMON-ZIYARET_2Dün akşam saat 18.30 sularında, uzun zamandır gitmek isteyip de bir türlü uğrayamadığımız Plumon‘a gittik. Nefis bir yer. Kalemler, mürekkepler, defterler… Çok güzel karşılandık, Selin Hanım ile tanışmayı umuyorduk, olmadı, kendisi yokmuş.

Bir dahaki gelişimizde Selin Hanım’la görüşmek üzere Mürekkepbalığı‘mızı Plumon’un nazik kollarına bıraktık.

Yazı yazmaya düşkünü bir insanın bu güzel yerde kendini kaybetmemesi olanaksız. Bir şey almak şart değil, bu güzel mekânı görmek ve tebrik etmek için muhakkak gidilmeli bence. (Aklımdan çıkmıyor şimdi, tekrar, tekrar gitmek istiyorum.)

Mehmet

Mürekkepbalığı ekibi Plumon’da

Turnalar ve kâğıt gemiler

TURNALAR ORIGAMIGeçenlerde CNR Kitap Fuarı’na katılacağımız için standımıza gelenler boş bir mekânla karşılaşmasınlar diye ek bir şeyler yapalım dedik. Oturup konuşurken Ercan yanında puantiyeli zarf örnekleri getirdiğini söyledi. Baktık, fena değildi ama kağıt ve bez çanta seçenekleri daha cazip gelince zarflar ortada kaldı. Ben de ziyan olmasın diye güzel zarfları itinayla katlayıp çantama koydum.

Dün de Elif’in yaptığı turnalar abone kardeşlerime gönderilecek dergilere yetişmeyince, oturup çantamdan zarfları çıkardım ve kendi kendime puantiyeli turnalar yapmaya başladım. (Turnalarıma baktım da Elif’in turnaları kadar güzel olmadı. Ama olsun, bu kadar kusur kadı kızında da olur demişler.)

Bu arada kendi işlerime daldığımdan son 10 kadar aboneye dergiyi geciktirmiş oldum. Kusuruma bakmasınlar diyerek dergilerin içine turnanın yanına kâğıt bir gemi bıraktım.

Mehmet

Turnalar ve kâğıt gemiler

Mürekkepbalığı 4. sayı içeriği

4.MUREKKPBALIGI_kapakTürkiye’nin ilk ve tek yazı kültürü dergisi Mürekkepbalığı’nın dördüncü sayısı çıktı!

Bu sayıda yer alan konular:

  • “İklim, insanları ve yazıyı etkilemiştir.” diyen hattat Etem Çalışkan’ın yazı odasına konuk olduk. Etem Çalışkan yazının binlerce yıllık tarihinin ona düşündürdüklerini ve kendi yazı serüvenini anlattı.
  • Fatma Cihan Akkartal, her sabah güneşle uyanıp 2 saat Dante okuyan kitap âşığı Alberto Manguel’in görkemli kütüphanesinde gezindi ve izlenimlerini yazdı.
  • Defter filozofu Nihat Ateş bir defterin ne zaman başlayıp ne zaman biteceği üzerine bir yazı kaleme aldı.
  • Mimar ve kuş gözlemcisi Boran Biriz, efsanevi bir kuş olan hüdhüdün tarih ve sanat yolculuğuna eşlik etti.
  • Reha Akşener, bu sayıda en iyi 10 tükenmez kalemi belirledi.
  • Yıllarca Rusya’da yaşayan kitap tutkunu, araştırmacı, mimar ve küratör M. Melih Güneş, artık çoğu kapanmış Moskova’daki sahafları anlattı.
  • Çevirmen C. Cengiz Çevik, Sarah Dry’ın The Newton Papers adlı kitabından yola çıkarak, fizikçi ve filozof Isaac Newton’ın elyazması notlarının başına gelenleri inceledi. Üstadın 300 yıllık mürekkep tarifi de yazıya eşlik ediyor.
  • Kaligrafi eğitmenleri Erhan Olcay ve Emrah Yücel ile güzel yazı sırlarının anlatıldığı derslerin ikincisinde harflerin anatomisi ayrıntılı olarak gösteriliyor.
  • Dolmakalem uzmanımız Ali İkizkaya, ucu dahil tüm parçaları elde üretilen Graf von Faber-Castell’in bakkam ağacından imal edilmiş özel Intuition Pernambuco dolmakalemini inceledi.
  • Yeni sayımızda ayrıca, 1911’de Japonya’da kurulan Sailor firmasının dört mevsime adanmış mürekkeplerini, dolmakalem satışlarının neden arttığıyla ilgili bir araştırmayı, ilginç bir defterin anatomisini, 7. yüzyılda yazılmış ve anayasal özellikler taşıyan ilk ferman, “Şotoku Fermanı” hakkında bir makaleyi, koku uzmanı Vedat Ozan’dan kokulu mürekkep değerlendirmesini, “2001: Bir Uzay Macerası”na özel üretilen dolmakalemi ve kâğıt turnalara ilişkin yazıyı okuyabilirsiniz.
Mürekkepbalığı 4. sayı içeriği

Mürekkep kardeşliği

murekkepbaligi_magazine_2Mürekkepbalığı‘nın 4. sayısında yayımlanan anketi düzenleyen Melike Çakan, hem ülkemizden hem de dünyanın çeşitli ülkelerindeki bloggerlara geçtiğimiz yılın dikkat çekici mürekkebini ve kalemini sordu.

Mürekkepte, herkesin bakış açısı ve değerlendirme anlayışları farklı olmakla birlikte çoğunluk J. Herbin Stormy Grey’den yana.

Konuya aykırı yaklaşımlar da var elbette.

Kalemde ise herkes mizacına uygun bir tercih yapmış. Ayrıca “Favori dolmakaleminiz nedir?” sorusu sorulmamış ama hızını alamayanlar (ben dahil) sevdikleri kalemleri de -fırsattan istifade- anlatmış.

Kalemi ve mürekkebi sevenler bu önemli sayfaları kaçırmasın derim.

(Mehmet)

Mürekkep kardeşliği

“Paylaşarak çoğalır turnalar…”

001_MB_kapak-detay2

KUŞ SADECE BİR KUŞTU

Kuş sevinçle şakıdı:
“Nasıl da mis kokular, nasıl da tatlı güneş!
Bahar gelmiş, eşimi bulmaya gitmeliyim”
Ve balkonun ucundan
Uçtu bir haberci gibi, kayboldu gitti.
Küçücüktü kuş, düşünemiyordu
Gazete okumuyordu kuş, borcu yoktu
İnsanları da tanımıyordu
Göklerde, kırmızı uyarı ışıkları üstünde
Her şeyden habersiz yükseklerde uçuyordu
Ve deniyordu masmavi anları delicesine.
Kuş, ah! sadece bir kuştu.

Füruğ Ferruhzad, Aşk Yek Âteş!
(Çeviri: İbrahim Edib),
S’imge Yayınları, 2013.

Mürekkepbalığı‘nın dördüncü sayısının en sevdiğim yazılarından biri (fotoğraflarını ben çektiğim için değil sadece) “1000 Turna” başlıklı, Elif Yalçın’ın yazısıdır.

Elif Yalçın, yazı yazmakla kalmadı, kapaktaki turnayı ve gemiyi de o yaptı.

Sonra çok daha güzel bir şey yaptı:

Mürekkepbalığı abonelerine gidecek dergilerin arasında, uçmak için bekleyen, barışı, uzun ve sağlıklı bir ömrü simgeleyen turnalar için günlerce çalıştı.

Her bir turna, onun yazısının girişine aldığı Füruğ şiiri gibi özel ve anlamlı.

Okurlarımızın alacağı turnalar Sadako‘nun aziz hatırasına ithaf edilmiştir.

M.

“Paylaşarak çoğalır turnalar…”

“İklim, insanları ve yazıyı etkilemiştir.”

001_MB_kapak-detay1
Yeni sayımızın kapağından bir ayrıntı.

Başlıktaki söz yazı insanı Etem Çalışkan ile yaptığımız röportajdan bir alıntı.

Kendisiyle iki kez görüştük, çizgiye ve yazının ruhuna dair önemli şeyler söyledi.

Röportaj Etem Çalışkan’ın “Yazı nedir, biliyor musunuz?” sorusuyla başladı ve “Yerli yerindeyse eğer her şey; boşluk bile sanattır.” cümlesiyle bitti.

Aslında bitmedi, açık bir kapı kaldı.

Yazının büyülü dünyasına açılan bir kapı.

M.

“İklim, insanları ve yazıyı etkilemiştir.”